sancakbeyi_61
|
 |
« : 21 Haziran 2007, 16:22:50 » |
|
Saat 10 civari falan... Telefon... "Yilmaz?" "Evet?" "Ekrem ben... Izmir'den." "Vaay, agabey hayirdir?" Ayni muhitin cocuguyuz. Kardesi, universiteden arkadasim. Ekrem agabey, bizden 7-8 yas buyuk... Hayli oldu, gorusmeyeli. "Sirnak'ta 5 sehit varmis." Gazeteciyiz ya... "Maalesef agabey, mayin." Sesi kiriliyor aniden. "Tolga orada..." Oglu. Agliyor kapi gibi adam... Belli ki o ana kadar zor tutmus kendini, bosaliyor, agliyor... "Var mi sehitlerin arasinda ismi?" Cok soru duydum da... Bu kadar agiri... Girtlagim dugum. Tolga... Gozumun onune geliyor hergele. Okumuyordu kiz pesinde kosmaktan, hatirliyorum... Demek asker, Sirnak'ta. Baba Izmir'de. Ben caresiz. Geveliyorum, sacma sapan, "bilmiyorum agabey, henuz isimler aciklanmadi, sen saglam dur, o yoktur insallah." Diyorum ama... Utaniyorum verdigim cevaptan aslinda... Bu kadar arsiz bir temenni olabilir mi? Tolga degilse, Hasan, Hasan degilse, Murat... Illa ki, bir babanin evladi... Illa ki, bir ananin kuzusu... "Insallah seninki degildir" denebilir mi? Diyorum. Yerin dibine gecerek... "Ogrenirsen, arar misin?" diyor. Biraz daha sacmaliyorum... Kapatiyoruz.
Sigarayi birakmam mumkun degil.
Saldiriyorum hemen, oraya buraya. Yok. Isim yok. Bir yandan da, dusunmek istemedigim durumu, dusunuyorum... Ya Tolga'ysa... Ne diyecegim yani, telefon acip? Ne diyor acaba, sehit ailelerinin kapisini calan komutanlari? Kac bin defa yasadilar bu durumu...
"Vurusmak daha kolay, inan" demisti bir subay bana, "analar, o haberi duyunca, oyle bir bakar ki sana, o gozleri omrunun sonuna kadar unutamazsin..."
Hic anlamamisim ne demek istedigini, bu ana kadar... Okuz gibi dinlemisim meger.
Saat 12.45... Sehit sayisi, 6'ya cikti. Saat 13.33... Anadolu Ajansi duyurdu. Basbakan, "5" askerimizin sehit olmasi nedeniyle Genelkurmay Baskani'na bassagligi mesaji gondermis. Sehit 6... Bassagligi 5. Evlatlarimizin oldurulme hizina bile yetisemiyorlar... Isimler hâlâ yok. Bir umut, haber kanallarini zapliyorum... Cannes film festivali var, bir tanesinde. Oburu, borsanin hacmini anlatiyor. Saat 13.55... 14.07... 14.23... Calmasin diye dua ediyorum. Caliyor. Bu sefer yenge. Baba atmis kendini sokaga, dayanamamis beklemeye. Ana yuregi sarilmis telefona. "Var mi?" Nasil cikti agzimdan, bilmiyorum... "Yok abla, ben de tam sizi arayacaktim, sukur ki yok, isimler hep baska." Bir ciglik ki, anlatamam.
Ekrana oturuyorum... Parmaklarim hic olmadigi kadar dermansiz, tuslar hic olmadigi kadar agir. Gozum televizyonda... Hayat, lay lay lom arkadaslara... Hicbir sey olmamis gibi. Umursamaz. Ilgisiz... Neseli hatta. Isimlerden ses seda yok. Tek bildigimiz, 6 kocumuz daha dustu. Rakamdan ibaret... Kac bin baba bekliyor acaba su anda? Kac bin ana? Es, nisanli, sevgili? Boylesine bir utancla yazi yazmadim bugune kadar... Aklim yalanimda... Kulagimda ciglik.
Ve, saat 15.05... Tolga yok, Vedat var. Vedat Dayioglu, Antalya. Bayram Bolat, Konya. Atif Gunkan, Nigde. Bekir Cakir, Adana. Mahir Yildirim, Aydin. Samet Kirbas, Istanbul. Kulagimda ciglik
YILMAZ ÖZDİL
|